Türk dizilerinde rastlamadığımız kadınlar

Türk dizilerinde rastlamadığımız kadınlar

Bülent Arınç Türk dizilerinin adam egemen meydana geldiğini, bu dizilerdeki bayanların ya şiddete ya cinselliğe indirgendiğini söylemiş. Haksız değil.
Bizim senaristler tecavüze, ihanete ve şiddete uğramayı “kadın mesleği”haline getirdi. Ezkaza kuvvetli meydana gelen kadın karakterlerimiz de entrika ve şirretlik peşindeler; yapımcılar hikâye her halükarda bunu cinsiyetçiliği pekiştirerek yapmayı seçiyor, ardından da “Toplum realitesi böyle” diyorlar.
Oysa dünyanın severek seyrettiği, yakın çağın fenomen “eloğlu”dizilerinde aşk ikonu, seks dolgusu ya da yazgı kurbanı aralığına sıkışmadan da alıcı olabilen kadın karakterler görüyoruz. Onlar “derin olmayan” ticari senaryolarına nazaran pahalı olmayan yöntemlere düşürülmeden öne çıkabiliyor, çirkefleşmeden kuvvetli olabiliyorlar. Arınç’ın eleştirisini vesile bildim, emsal teşkil eden karakterleri listeledim:
Okumaya devam et

Savaş oyunları

Savaş oyunları

ŞEMDİNLİ, Gaziantep’te yapılmış olan bombalı saldırı ve derken Beytüşşebap…Ülkemiz’nin pkk imtihanı yepyeni PKK sürümüyle sahnede, can yakmaya ve Ülkemiz’nin sabrını sınamaya devam etmektedir. “PKK’yı kim kullanıyor, PKK kimin yerine mevzubahis cinayetleri işliyor” suallerine verilen yanıtlar çoğunluk “komşuları” işaret ediyor.
Son günlerde basında, Suriye hesabını AK Parti’nin hanesine yazıp Esad ile birlikte birden çok kelle ek olarak almak isteyenlerin tavırlarını seyrediyoruz. Washington yörüngelerinin zaruri kıldığı evvelki tutumlarıyla çelişiyor, ontolojik duruşlarıyla aykiri düşen tavırlar sergiliyorlar. Ülkemiz İran olmayacak pankartlarıya ruhi akrabalık içerisinde olanların Nusayri elitlerinin Baas kampı üzerinden İran’ı koruyacak vaziyetlere gelmelerine tanık oluyoruz. Hakeza, “Ülkemiz’nin ekseni kaydı” diye yakıntı edenlerin “Türkiye; İran-Rusya-Suriye-Çin ekseninde davranış etse şunlar yaşanmazdı” manasına iştirak eden eleştirilerini bundan evvelki yazılarımda eleştirmiş, “Erdoğan”sız Ülkemiz projesinin bu defa de Suriye ve yükselen pkk eylemleri üzerinden oyun alanı/sahne aldığını yazmıştım. Okumaya devam et

Ne mavi kuş dile geldi, ne de açtı bir çiçek…

Ne mavi kuş dile geldi, ne de açtı bir çiçek…

Twıtter yasakları haklı olarak reaksiyon çekti. Öyle elimiz ayağımız olmuş ki, onsuz ne yapacağımızı bilemedik. Ben de bilemedim, bir ara ama bu sabah 3000 argo az yiyeceğim diye düşünüp rahatlamaya çalıştım. Ama yok, anında sıkıldım. Üşenmedim eş arkadaş sayesinde yaptığım hacker’lığımın verdiği mutlu telaşla girdim Twitter’a. Sanıyorum ki sen ben, bizim çocuklar olacağız. Ne gezer. Görüntü ihtimal ettiğim benzeri hatta. İğdeler iki zaman geç yeşerse “Tayyipdiktatoruseninyuzundengelmedibaharg elmedigocmenkuslar” hashtag’i açacak meydana gelen bilinen hesaplardan zor bir feveran yükselmekte. Oradalar ama “Twitter’a giremiyoruz!” diye başkaldırı ediyorlar.
Latife bir tarafa. Twitter’ı belli bir süre de olsa kapatmak kökten bir hüküm meydana geldi. Okumaya devam et

Parlamenter sistem berbat mü


Parlamenter sistem berbat mü

Partilerin tercih taktikleri az bir sürü belirlendi.
AK Parti, Erdoğan’ın “teşekkür mitingleri”ile desteklenmiş tercih kampanyasında başkanlık sisteminin ne sebeple gereken meydana geldiğini anlatacak. Teknik detaylara girmeden parlamenter sistemdeki yetersizlikleri yorumlamak amaçlı AK Parti deneyiminin geçirdiği evrelerin ele alındığını göreceğiz. Bir devlet ömrünün aşağı yukarı 18 ay meydana geldiği, kaos dönemlerinde 6 aya civarı inebildiği, darbe teşebbüslerini atlatmak amaçlı harcanan enerjiyle neler yapılabileceğini yorumlamak, gerek Davutoğlu gerekse Erdoğan amaçlı kolay değil olmasa gerek. Çözüm sürecini takiben gerçekleşen olaylar; Reyhanlı’da meydana gelen patlama, Seyahat Parkıyla başlayan Okumaya devam et

Ölümden evvelki son çıkış

Ölümden evvelki son çıkış

Kalabalıklaşan trafik, riziko oranını azaltmak bir tarafa günden güne artırıyor. Yeryüzünde saatte 150 birey trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Her 3 dakikada bir, bir genç trafik ilçesi sebebiyle can veriyor. Ülkemizde her sene talihsiz kaza yerelinde tahmini 4 bin birey can veriyor yaşanıyor. Fakat Güven Evrensel Müdürlüğü Trafik Tasarılama ve Dayanak Başkanlığı’na yönelik bu rakamlar son derece yuvarlak. Kayıtlara son bulmayan sağlık kurumu bilgileri eklendiğinde rakamın senede 10 bine yükseldiğini belirtiyorlar. Bunun manası, son 30 senede 360 bin. Anladınız değil mi? Trafik ilçesi neticesi hayatını kaybedenler, pkk eylemleri neticesi yaşamını yitirenlerin 11 katı.
Trafik bir iç savaş civarı, pkk problemi civarı can alabiliyor şayet politik istikameti meydana gelmediği amaçlı bu ölümlerin engellenemez olduğuna, “kader” olduğuna konusunda bir idrak var. Okumaya devam et

AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI, IŞİD’den ‘gerçekten’ huzursuz mı

AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI, IŞİD’den ‘gerçekten’ huzursuz mı

ORTADOĞU’daki ülkelerin halklarıyla ilişkiler dair güzel bir başlama yapmıştı Obama. El Ezher’deki konuşma halen hatırlardadır. Ta ki, Libya’daki Amerikan Büyükelçisi öldürülene civarı. O vakte civarı bölge ülkelerinin demokratikleşme talebine kulak verici bir kadro vardı, o olaydan ardından neo-con’lar ipleri yine ellerine aldılar.
Ayrıca esasen “ABD” tecrübe et mefhum Obama’dan ibaret değil. Yoğun bir sicili de var. O sicilin bu devletin bir takım süre şahinlikle bir takım süre çekimserlikle; bazen yapması gerekeni yapmayarak bazen de etkili olması gerekirken çekimser kalmak yöntemiyle dilediği neticesi meydan bir üst akılla oluştuğu söylenebilir. Okumaya devam et

Koalisyon olasılığı rafa mı kalktı

Koalisyon olasılığı rafa mı kalktı

AK Parti-MHP koalisyonu olasılığına verilen baht, Devlet Bahçeli’nin ortak yönetim seçeneğine kapalı tavrı sebebiyle örselenmiş yaşanıyor. MILLIYETÇI HAREKET PARTISI tabanı istekli olsa da, bu talep Devlet Bahçeli’ye uymuyor. CUMHURIYET HALK PARTISI’de ise vaziyet “tersinden” aynı bir noktaya çıkıyor. CUMHURIYET HALK PARTISI tabanının AK Parti fobisine nazaran Kemal Kılıçdaroğlu’ndan daha pozitif iletiler geliyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı’ndan intikam alıyormuş benzeri bir gökyüzü içerisinde olmak istemeyiz”, “Rövanşizm bize yakışmaz”diyerek mühim bir hamle attı. 17-25 Aralık’la alakalı söylemlerin yepyeni bir soruşturmaya mesnet teşkil edebilmesinin yepyeni kanıtlara ilişkili meydana geldiği şeklindeki sıradan yasa yöntemini anımsatması da ehemmiyetliydi. Bu tavrıyla şu şekilde bir anlayış içerisinde meydana geldiğini deklare etmiş oldu: “Halk başımız üzeredir, şayet vaat ettiklerimin tamamını inşa etme imkânım olmasını talep eden beni Okumaya devam et

Devletin sırları ve basının sınırları

Devletin sırları ve basının sınırları

Devlet egemenlik sahasıyla alakalı uzunca vadeli tasarrufta yer alan bir aygıt. Bölgesindeki gelişmeleri, ülkenin kapasitesi, gereksinimleri, güvenliği ve o halkın var oluşunu anlamlandıran etmenlerle beraber tartarak siyasetler belirlesin diye oluşturulmuş bir mekanizma. Bu Şekilde bir mekanizmanın haliyle sırları olabilir ve onların ifşasını hata sayacak kanunlar çıkararak kendini korur.
“Devlet sırrı karşısında medya faaliyetinin hudutları nedir?” sualine yanıt verirken sık Avrupa ülkeleri kriter onay edilir. Halbuki AB ülkeleri ile Ülkemiz kıyaslanacaksa baştan başlamak gerekir.
Batılı liberal demokrasilerde topluluk epeyce homojendir. Ek Olarak da ehemmiyetlisi, millet yerine tasarrufta bulunacak hükümet ile medya faaliyetini yürütenler aralarında en az müştereklerde uzlaşma vardır. Hükümet Okumaya devam et

Kılıçdaroğlu’nun ayıbı

Kılıçdaroğlu’nun ayıbı

Kılıçdaroğlu’nun Aile ve Toplumsal Siyasetler Bakanı Gökyüzü Ramazanoğlu’na sarf ettiği “birilerinin önüne yatmış durumda…”cümlesi reaksiyon almaya devam etmektedir. Kılıçdaroğlu’nun “siyasi sapık”olmakla suçlanmasına cevap şu şekilde cevap geliyor: “Bu söz bir an önce Muammer Güler aracılığıyla kullanıldı, o kullandığında itiraz ettiniz mi? Kaldı ki ‘önüne yatmak’ ifadesi ‘muhafaza etmek, siper olmak’ manasına ciro. Bunun arkasında cinsel mana aradığınız amaçlı asıl sapık sizsiniz.”
Bu savunma saldırısı birçok açıdan tutarsız.
Evet, bu söz Muammer Güler sarf ettiğinde de olması gerektiği civarı kötüydü. Şayet o günler saklı dinlemelerin içeriği ile ilgili bilgi ve yorum gerçekleştirmenin, politikasi saklı dinlemeleri afişe etme suretiyle tasarım etmeye kalkışanların ekmeğine yağ sürmek manasına geldiği günlerdi. CUMHURIYET HALK PARTISI, grup toplantılarında dakikalarca tape dinlettiği amaçlı bunları bilmez, şayet bunun gibi bir kaide vardır: Saklı ve yasadışı dinleme ve imaj kayıtlarının muhtevanını, sadece o yönteme itirazın meydana geldiği amaçlı afişe etmezsin. Okumaya devam et

Hatırlatmak lazım: OHAL’deyiz

Hatırlatmak lazım: OHAL’deyiz

Adli yıl Beştepe Külliyesi’nde yapılmış olan bir toplantıyla açıldı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın konuşma inşa etmek amaçlı salona girdiği sırada hâkimlerin ayağa kalkması ve alkışlaması da dahil olmak üzere olmak üzere, açılışın tamamı Kemal Kılıçdaroğlu’nun reaksiyonuna ne sebeple oldu.
Kılıçdaroğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız’nın şu sözüne yürekten katılıyorum. ‘Yenikapı ruhu yaşatılmalı’. Ben Yenikapı’da 12 maddelik bir konuşma yaptım. Konuşmanın birinci maddesi şuydu. Camiye, kışlaya, adliyeye politikasi sokmayın”diye konuştu. Bununla Birlikte şunları da: Okumaya devam et