Rusya ile Yunanistan arası


Rusya ile Yunanistan arası

TÜRKİYE’nin harici siyasetinde yine bir hareketlenme oluyor. Az zaman içerisine sığan gelişmelerin bütün boyutlarıyla sindirilmesi için esasında belli bir süre beklemek gerek.
Rusya hükümet başkanı Dimitriy Medvedev bir sonraki dönemde üstünde ek olarak etraflıca durulması gerekli olan bir ziyaret inşa etti. Ziyaretin 4 dörtlük tertip ettiğine, dünyanın dikkatlerini Ülkemiz’nin üst kısmına çektiğine kuşku yok. Rusya ile ilişkilerin uygun fiyat olarak ve öbür alanlarda ek olarak ileri götürülmesi şüphesiz Ülkemiz tarafından mühim.
Vize uygulamasına esneklik getirilecek olması elbette ki ilişkilerin ek olarak sıkılaştırılmasına katkıda bulunacaktır. Fakat konuya hakim olanlar Rusya ile vize kaldırılması adımının Suriye ya da Lübnan civarı kolaylıkla yürürlüğe girebileceğinden güvenilir değiller.
Ülkemiz’nin önemsediği birçok konuda Rusya’nın tesir gücü var. Bunların en başında da Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkiler ciro. Rusya Ülkemiz’nin Kafkas açılımlarını kısıtlama gücüne sahiptir ve Ermenistan açılımında Okumaya devam et

AB’nin yepyeni gelişim raporu

AB’nin yepyeni gelişim raporu

VARLIK nedeni AB meydana iştirak eden www.ab.com sitesi bu sene Avrupa Komisyonu’nun gelişim raporunu yayınlamamış. Her sene bu raporu yayınlayan ve üstünde yapılmış olan tartışmaları da aktaran bilgi sitesi belli ki Türkiye-AB ilişkilerindeki kocaman geriye savruluştan duyduğu hastalığı böyle söylemek istemiş.
AB ilişkileri konularının önde iştirak eden uzmanlarından Bilgi Üniversitesi’nden Buyruğa Gönen de komisyonun hazırladığı taktik belgesinin konseye karşın bir başkaldırı belgesi niteliğini taşıdığını müdafaa ediyor. Komisyon, taktik dokümanında aday ülkeleri reform işini iyi tutmaya çağrı ederken, aza ülkelere de bir ikazda bulunuyor: “Adaylara (ki burada en enbaşta Türkiye’yi tanımlamak gerekir) politik bir perspektif verin, oyalamayın.”
İlerleme raporunun, kaynağı belirsiz kocaman bir heyecana kapılarak raporun azalık koktuğunu söyleyen Hükümet Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış’ı saymazsak, evrensel olarak toplumda birçok bir merak yaratmamasının Okumaya devam et

Kraliyet düğünü

Kraliyet düğünü

Hızla demokratikleşen, müesseseleri ve ananesi takanların sayısının ışık hızıyla azaldığı bir yeryüzünde İngiliz hanedanı bir kural dişi olmayı sürdürüyor. Dünyadaki öbür kraliyet ailelerinin hiçbir zaman mazhar olamayacağı bir ilgiyle izleniyor aslen Alman orijinli meydana gelen VVindsor hanedanı.
Daha bu yıl, şimdiki Kraliçe’nin babası 6. Edward’ın kekemeliğiyle mücadelesini konu meydan bir film Oscar ödülünü kazanıp gişelerde hatırı sayılır bir muvaffakiyet ele geçirdi. Harika Helen Mirren’in Kraliçe Elizabeth’i oynadığı “Kraliçe” isimli film de hem bir Miren’e bir Oscar kazandırdı hem bir de dünyanın 4 bir yakınında kocaman bir ilgiyle izlendi. Okumaya devam et

Tunus ve ötesi

Tunus ve ötesi

BİNGAZİ Üniversitesi’nden bir profesör sunumunu yaparken masanın çevresinde bir kıpırdanma başladı. Herkesin telefonlarına Muammer Kaddafi’nin yakalandığı haberi düşüyordu.
Kaddafi’nin ne türlü yakalandığı, öldürüldüğü, teşhir edildiği tv ekranlarına ve internete yansıyınca Bingazili meslektaşın sunumunda değindiği zorlukların, ifade ettiği endişelerin ne civarı gerçek meydana geldiği da meydana çıktı.
Devleti, müesseseleri, politika oluşturma mekanizmaları ve ananeleri olmayan bir ülkede yepyeni bir politik düzenin oluşturulması ve kurumsallaşması hayli Yorucu, belki de kanlı bir süreçten geçilmesini gerektirecek. Kaddafi’nin ölümünün sonrasında üç kuzeyindeki Afrika ülkesinde rejimler devrilmiş oldu.
Başındaki diktatörü önce deviren Tunus bu sabah seçimlere gidiyor. Tunus Arap dünyasının geleceğini Okumaya devam et

Suriye’nin arkadaşları toplanırken


Suriye’nin arkadaşları toplanırken

SUK bugüne dek ne harici dünyaya ne de Suriye içerisinde bulunan kapsamlı topluma itimat direktif edebilmişti. Toplantıların nihayetinde gerçi bir Ulusal Misak duyuru edildi şayet SUK’un insanın yüreğini ferahlatan, meblağlı ve takım içinde bir örgütlenme meydana geldiğini ifade etmek olası değil. Başka ajanslar sık toplantıyı ayrılarak SUK aleyhine atıp tutan karşıt görüşlü grupların son bir deklarasyon üstünde anlaşmasının fakat Türkiye’nin kocaman baskıları neticesi gerçekleştiğini duyurdu. Kürtler bizzat talep ettikleri olmayacağı için, başka bir deyişle kendilerinin Araplar benzeri bir kurucu öğe diye kabul edilmeleri ve ademimerkeziyetçi bir idareye Araplar yanaşmadığı için toplantıdan çekildi.
Her ne civarı Ulusal Misak’ta “Herhangi bir ırk ayrımı ya da insanlar içinde tefrikaya gidilmeyecektir. Sebep dini açıdan olsun gerekse ırk tarafından Türkmen, Sürbaşka bir deyişle, Arap, Kürt ve tüm bu mozaik Okumaya devam et

Suriye dosyası Türkiye’nin elinden kayarken

Suriye dosyası Türkiye’nin elinden kayarken

AMERİKAN seçmeni dün ülkenin 45. cumhurbaşkanını seçti. Yepyeni cumhurbaşkanımız kim olursa olsun öncelikleri Amerikan ekonomisi ve iç politikasına odaklanacak. Bütün dünyanın “Önce benim sorunumla ilgilen” diye bağırması, dikkatleri bizzat üst kısmına çekmek istemesi bu gerçekliği değiştirmeyecek. Amerikan dış siyasetinde İran ve İsrail benzeri bir sürü dikkat çeken konular dışarısında ideolojik farklılıklara nazaran üç aşağıya 5 yukarıya benzer yaklaşım egemen olacak benzeri.
Bu anlamda Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Zagreb’de Suriye Milli Konseyi ile ilgili yaptığı yorumlamayı ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin yepyeni hükümet politikası olarak okumak ve bürokrasinin tercihlerini yansıttığını rastlamak gerekir. Clinton’un Zagreb’de yaptığı izahın ve bu vesileyle belirttiği Suriye konusundaki yepyeni Amerikan tercihinin mimarı anlaşıldığı kadarıyla sabık Şam Büyükelçisi Robert Ford. Ford Türkiye’nin kurdurduğu ve hamiliğini yaptığı SUK’tan hoşnut olmadığını her fırsatta dile getirmiş bir diplomat.
Onun da tesiriyle, daha öncesinde Suriye Milli Konseyi’nin Suriye vatandaşının yasal bir temsilcisi meydana Okumaya devam et

Yeni ufuk

Yeni ufuk

ON iki haftada dünyanın önde iştirak eden yayım uzuvlarında Ülkemiz’nin başrolde meydana geldiği iki mühim gelişmeyle alakalı sayısız içerik çıktı. Birincisi tabiki 28 senelik hayli kanlı ve kederli savaşın bitebileceği, ülkenin sulh ve huzura kavuşabileceği ümidini yeşerten yepyeni Kürt açılımıydı. Ötekisi ise İsrail’in Ülkemiz’den Mavi Marmara’daki can kaybı sebebiyle özür dilemesiydi.
Birinci meselede dışarıdan Ülkemiz’ye bakanlar bizzat meşreplerine yönelik hali yorumluyorlardı şüphesiz. Fakat anında hepsindeki partner fikir TERÖR ile çatışmaların bitmesi, buna ilişkili olarak Kürt probleminin politik boyutlarının çözülmesiyle Ülkemiz’nin bir sürü mühim bir vesile yakalayacağıydı.
Hâlâ bu çözüm arayışının kökleriyle alakalı meçhul boyutlar ve heyecan edilen sualler bulunsa da yaşamın Okumaya devam et

Bütçe krizinin arka planı

Bütçe krizinin arka planı

Amerikan özgürlük savaşı vergiler sebebinden başlamıştı. “Vergi veriyorsak temsil hakkı da istiyoruz” diyerek İngiliz sömürgeciliğine karşın harekete geçilmişti. Bu Sabah de vatandaşın beklentisi, gereksinimleri mevzubahis olduğunda “millet”, “halk”, “kamuoyu” sözcüklerinden daha sık sık kullanılan terim “vergi mükellefi”dir. Amerikan düşüncesinde fakat vergi ödeyen birey, vatandaş olarak hesap sorma hakkına sahiptir.
Gerçi bugünün gerçeği ile o günün gerekliliği benzer değildir şayet vergi sorunu de bütçe imalatı da bu ülkede kocaman önem taşır. Son 35 senenin pratiğinde en zengin Amerikalı mükellefler gittikçe daha az vergi ödüyor. Oysa gelirleri çoğalıyor, hepten ehemmiyetlisi ulusal gelirden aldıkları hisse süratle çoğalıyor. Geçtiğimiz senenin hesaplarına yönelik nüfusun yüzde 1′i gelirin yüzde 20′sini ele geçirmiş. Yüzde 10′un ulusal gelirden aldığı hisse yüzde 48.2. Bu rakamların ne civarı korkunç bir ciro dağılımı eşitsizliğini yansıttığını bununla birlikte yorumlamak gereksiz. Okumaya devam et

Hiçbir birşey bin sene sürmez

Hiçbir birşey bin sene sürmez

HAVA şahane fakat toplantılarda farklı çevrelerden insanlarla konuştukça insanın keyfi kaçıyor. Bu Sabah bildiğiniz benzeri 28 Şubat’ın 17. yıldönümü. Ordu’in o gün zorladığı politik gelişmeler, Refahyol hükümetinin istifaya zorlanması, Refah Partisi’nin kapatılması ortada vadede kritik bir yaşamsal dalgalanmaya sokak açmıştı. Vatandaşın seçimlerdeki tercihlerinin istenmeyen, meşruiyeti sorgulanan gerekçelerle hiçe sayılması katı bir reaksiyon görmüştü.
O müdahalenin neticelerinden birisi hiç şüphesiz Ordu’in meşruiyetinin zor bir darbe almasıydı. Bir ötekisi İslamcı hareketin Batı dünyasının normlarını reddederek hiçbir yere varamayacağını nihayet anlayıp haklar devleti, vatandaş hakları benzeri kavramları gönlüne değilse dahi diline yerleştirmeye başlamasıydı. Okumaya devam et

Tevazu ihtiyacı


Tevazu ihtiyacı

DIŞ siyasette Ülkemiz’nin kendini derin ve Avrupalı bir güvenlik bürokratının deyimiyle “tehlikeli” bir yalnızlık içerisinde bulduğuna inanan bir sürü. Bu konumda insanı huzursuz eden en mühim unsurlardan birisiyse gereksizliği. Ülkemiz’yi yönetenler hayat ile kurdukları ilişkiyi, İslam inancının bir sürü önem verdiği tevazu ilkesi çerçevesinde yürütmeyi becerselerdi bugünkü tablo meydana çıkmazdı. Tevazu eksikliği ve bunun neticeleri konusu sadece yetkililerin hayat ile kurdukları ilişkilerde meydana çıkmıyor. Tersine hem bir hayat hem bir de iç kamuoyuyla boyutları insana şaşkınlık verici bir kibirle ilişki kuruluyor.
O kibrin yanıltıcılığı da bir çağın dünyadaki parlak yıldızını, Ortadoğu’nun damgasını yemiş, coğrafyası dışarısında katacağı pek bir birşey kalmamış, bizzat Cumhuriyet tarihinin kazanımlarını dışlayacak civarı ideolojik körlükle malul, vasat bir ülke konumuna getiriyor. İktidar sahiplerinin bizzat etraflarının sesi Okumaya devam et